Galatasaray / RÖPORTAJLAR

Osman Tanburacı sordu, Faruk Süren cevapladı!

Usta kalem Osman Tanburacı, Galatasaray'ın efsane başkanlarından Faruk Süren ile çok çarpıcı bir röportaj gerçekleştirdi..




Galatasaray’a 4 yıl şampiyonluk, UEFA ve Süper Kupa kazandırarak altın yıllar yaşatan Faruk Süren şartlar değişti liseliler de bunun farkında değil; ARTIK BURJUVA YOK, ZENGİN KÖYLÜLER VAR, diyor.

Manzara şu;

Arena’daki Beşiktaş yenilgisinden sonra Galatasaray bu yıl lig ikinciliğini de kaybedecek hale geldi.  Yönetim ne kadar çabalarsa çabalasın Galatasaray, adına yakışır bir şekilde yol almıyor! Para derdiyle uğraşmak, takımla uğraşmak, muhalefetle uğraşmak, medyaya dert anlatmak, TFF ile mücadele… Bunlar az işler değil.  Yaşayan bilir…

DURSUN ÖZBEK’İN KUCAĞINDA SICAK PATATES VAR!

Başkan Dursun Özbek ve yönetimi kucağında bulduğu sıcak patatesi nereye koyacağını düşünürken belden aşağısı cayır cayır yanıyor!

Galatasaray’ı bu hallere düşürenlere, Galatasaray’ı bitirenlere lanet ediyorum…

Bunları Faruk Süren’le eski-yeni ofisinde konuşuyoruz…

2000’den sonra  camia irtifa kaybetti .

2011’den sonra birlik bozuldu. Güçlü aile kendi içinde üçe beşe bölündü…  Buna paralel olarak yönetimlerde  kalite düştü.  Doku bozuldu. İş bilenler azaldı… Önemli mevkilere tercihler değil bulunabilenler yerleştirildi. Galatasaray resmen kan kaybetti!

Bunun  sorumlusu da camianın ta kendisiydi.

Genel Kurul  liseli-lisesiz olarak ayrıştı. Kulüp üyeleri birbirine yabancılaştı. Sevgi-saygı yok olunca 

Galatasaray da mahalle takımına döndü!

Konuşmamız öyle hararetli bir hal aldı ki yıllardır hasıraltı edilen önemli konular, Faruk Süren’in ağzından dökülüyordu…

Hooş… Bunları ben Lisedeki Sarı, Tribündeki Kırmızı adlı kitabımda yazdım ama…  Yine de başarı üstadı eski Başkan Faruk Süren’le hatırlamak bir başka keyifti…

FARUK SÜREN’E SORDUM…  NEDEN DEDİM NEDEN?...  NE OLDU GALATASARAY’A

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek Dedeman’daki Şubat-Mart ayı Divan Kurulu toplantılarında son 20 senenin muhasebesini yaptı. Galatasaray’ın nasıl battığını anlattı. Soluğu eski Başkan Faruk Süren’de aldım. Başkan’ın değindiği son 20 senenin öncesinde ve içinde iki UEFA Kupalı Başkan Faruk Süren de vardı.

Süren ilginç ifadeler kullandı. Neler söyledi neler…

Kaşığı sapından balta gibi tutanlarla Galatasaray yönetilemez, dedi.

TÜRKİYE GİBİ GALATASARAY DA DEĞİŞTİ…  

Faruk Süren’in ilk sözü; Türkiye’de artık burjuva yok, zengin köylüler var, oldu.

2000’den sonra Türkiye gibi Galatasaray da değişti. Papermoon’da bile kaşığı sapından balta gibi tutup karşıdan dikine ağzına sokanlar var. Tarifim anlaşılmıştır umarım. Kol omuzdan bükülerek yüze dik duran kaşık, direkt ağıza giriyor. Demem o ki;

Türkiye’de burjuva yok, zengin köylüler var artık… 

İstanbul asaletini kaybetmiş!...

-Kimler bunlar?

Özhan Canaydın, Ergun Gürsoy, Abdurrahim Albayrak, kısmen Adnan Polat, Dursun Özbek bu sürecin temsilcileri… 

Ünal Aysal başka bir ortam temsilcisi. O, Avrupalı alaturkakurumsalcı…

Bunları söylememdeki gaye değerli dostlarımı eleştirmek değil Türkiye’nin profilini anlatabilmek…

Dursun Başkan son 20 seneyi anlatmış ama Galatasaray’ı anlatmak için önce değişen Türkiye profilini sunmak gerek. Galatasaray’a başkanlık yapabilmek de öyle sıradan bir iş değil!... 

-Konuyu biraz daha açalım; başkanlar mı batırdı Galatasaray’ı genel kurul mu? 

Benden sonraki başkanların içinde en iyisi Adnan Polat. Ancak o da biraz fazla inatçı. Başkan oldun mu biraz flexible olacaksın. Ben boşuna mı 21 kez olağanüstü genel kurul yaptım!... Komisyonlar kurdum.  Genel Kurul’un iradesine saygı gösterdiğim için yaptım bunları. Adnan Polat’a 27 Mart 2011’deki o kongrede eski yönetim kurulu arkadaşı Doğan Hasol bile ‘oturuma 15 dakika ara verelim. Geçin perde arkasına seçim kararı alın’ dedi. Adnan Polat o çağrıya uyup seçim kararı alsaydı. Tekrar aday olur ve seçilirdi. Bugün hala başkandı. Galatasaray da bu hallere düşmezdi!... Adnan Polat iyi işler yaptı. İnkar edilemez ama o da İstanbul’a göçmüş bir taşralı. Polat çok iyi bir patron ama başkanlık genel kurulla inatlaşarak olmaz. Hata etti…  Sonuçta hem kendi üzüldü, hem Galatasaray Ünal Aysal’la borç duvarını aştı.

İstanbul’un da zengini vardır iyi patrondur ama iyi başkan olmayabilir. Başkanlık başka şey…  

Mutlaka dışa açılmak gerekir.

-Siz saygın ve deneyimli bir başkan olarak o zaman niye müdahale etmediniz. Hatırlayın size de aynıları yapılmadı mı?

Galatasaraylılar bir şeyi atlıyor. Devir değişti. Ben bunu taaa 1994’lerde söyledim. Okullu kesimi buna inandıramadım.  Onlar hala küçük olsun benim olsun modundalar, oysa 2000’de UEFA Kupası almış Galatasaray artık çağ atlamalı. Okuluna sıkışıp kalmamalı. Atletico Madrid’i Çinliler aldı… PSG’yi Katarlılar BeİN aldı… N’oldular küme mi düştüler, yoksa  Avrupa’ya meydan mı okuyorlar?

Galatasaray hala bunu kavrayamadı!

Türkiye değişti.

Galatasaray da değişti kimse farkında değil! Başkanlar saygın kişilerdir. Onları camia korumalı ama nasıl? Zora sokarak değil… İbra etmeyerek değil… Kafa kafaya verip gerçekleri görerek, birbirini ikna ederek, arkadan çelme atarak değil.

Ne oldu? Zararı Galatasaray gördü… Kupalar müzede kaldı…  Beni de Polat’ı da kırdılar. Galatasaray Liseliler bunları bilmeyecek insanlar değil ama devir değişti. Suphi Batur, Ulvi Yenal zamanı geçti o zaman değerleri koruma vardı, bugün değer erozyonu var. Şarta göre omurga var. Herkes başkan olamaz!... Kötü şartlardan sıyrılmak zeka ister… Uyum ister… Büyük şehir sindirimi ister… Profesyonel futbola geçişte iz bırakan Ali Uraslar artık yok, Ali Tanrıyarlar da bir daha gelmez. Onlar İstanbul’un Galatasaray’ını  mükemmel temsil edenlerdi? 

ESKİ GALATASARAY’DAN ESER YOK ŞİMDİ

-Çok sert konuşuyorsunuz? Nerden bu kanaat?

Keşke 2000’de böyle sert konuşsaydım da bana engel olanları faş etseydim!... Galatasaray’ın başına da bunlar gelmezdi.  Geçmişten geleceğe köprü olabilseydim.  Galatasaray adabına bağlı kalıp susmasaydım. Ben sustukça Galatasaray adabı da değiştiğinin fakına varmadı, yolumuzu şaşırdık… Ali Uras ve Ali Tanrıyar… İkisi de doktordu iş adamı değillerdi. Patron da değillerdi ama Galatasaray’ın 500 yıllık bir kurum olduğunu bilen başkanlardı… İşi bilenleri göreve getirdiler. Akıllı ve kendilerinden emin kişiler oldukları için de kendileri ön plana çıkmadan ‘kurumsal disiplini’ sağladılar. İkisinin de yönetimi mükemmeldi. Florya, alt yapı, Derwall hamleleri o yıllara rastlar… 

Sonrasında Alp Yalman geldi. O da beyefendi bir Galatasaraylıydı. Onun da ekibinde sonradan başkan olacak tam dört kişi vardı. Ben, Cansun, Canaydın, Adnan Polat… Yönetim dediğin sadece zengin başkanla olmaz. Kendine güven gerekir. Yönetimlerde pişmek gerekir. 2000’den sonra şartlar değişti. İstanbul kalitesi, İstanbul lehçesi, İstanbul beyefendisi tarihe karıştı. Yalan dolan üzerine hayat kurulmaz…

-Siz başkanlığa geldiğinizde Yalman, Polat, rahmetli Kemal Onar size borçsuz bir kulüp bırakmıştı…

-Borçsuz kulüp bıraktık diyenlere cevap; Hollandalı futbolcu Van Gobbel’e seçildikten  21 gün sonra 7 nisanda 3.5 milyon dolar vermemiz gerekti. 

Aramızda para topladık. Ali Dürüst 250 bin dolar verdi. Öteki bilmem ne kadar verdi… Ödedik!

-AIG, zamanın Başkanından Galatasaray’a bir ziynet mi?

-Zamanın başkanı bendim. AIG de bir politikaydı. Genel Kurul kararıyla yaptık bu ortaklığı… 2006’da bitecekti. 9 milyon dolar da para birikti teminat olarak İngiltere’de… Sonra Özhan Canaydın onu bela etti başımıza… Her şart kendi ortamında mütalaa edilir. O zaman İnan Kıraç bana GS amblemini verseydi AIG’ye gerek kalmaz parayı daha kolay ve zorlanmadan bulurduk. Bana güvenmediler… Pardon güvenmediler değil, Faruk Süren’in dediklerini yaparsak bir daha onu koltuktan indiremeyiz dediler… Kulüp elden gider liselilere kalmaz dediler… Oysa benim düşüncelerim doğruydu ama hiç destek görmedim. Yıllar sonra da kösteği Galatasaray kulübü yedi… Yalan mı? 

Tanburacı sen kitap yazmışsın… Orada hepsi var. Yaşadıklarımızı çok güzel yazmışsın… Eksiklerin de var… Ama yalanın yok. Galatasaray’ın bu günlere nasıl geldiğini mükemmel anlatmışsın.

Ne oldu? O dönemde seni de yediler… Kariyerinle oynadılar… Çünkü iyi gazeteciydin! Senden korktular. Üstelik sen liseli biriydin. Buna rağmen koltuk sevdasına seni yok ettiler. Oysa sen Galatasaray’a lazım adamdın. Bu kadar yeter. Açtırma kutuyu söyletme kötüyü…

-Açın efendim açın… Galatasaray’ın kendine gelmesine yardımcı olun.

- Galatasaray’da mali disiplin yok. Kurum var. Kurum disiplini yok. Ünal Aysal zamanı Faik Işık ve Lütfi Arıboğan doğru seçimlerdi ama doğru işlerde görevlendirilmediler. Başkan Ünal Aysal, CEO’ları aştı veznedarlarla muhatap oldu. Kurum olmak disiplin ister. 

Maalesef Galatasaray’da mali disiplin yok! AIG bu disiplini sağlayabilirdi… Canaydın onlara zamansız tuzak kurdu… Oysa sabretse iki sene sonra ortaklık bitecekti… Başkanlığı beceremedi… Yalvar yakar Adnan Polat’ı getirdi onu da yaktı!...  Polat’a bitik bir Galatasaray bıraktı.

Aysal da ahenk kuramadı. Kulis yaptı. Bülent Tulun’a yaslandı battı. Kulüp içinde kaos yarattı. Hisse satışlarından 160 milyon dolar soktu. Paralar badem oldu, sonrasında SPK ııh dedi, kulüp zan altında kaldı, Aysal gitti… 

ERKEKSELER ÖNÜME ÇIKSINLAR. GALATASARAY’IN HESAPLAŞMAYA İHTİYACI VAR.

-Kalsaydınız ne olurdu?

Bırakmazlardı… Ali Sami Yen için 1997’de proje yaptım. Cillop gibi bir stat olacaktı. Plan projeye ödenen paraları mesele ettiler. Gerçekleri gözden kaçırdılar. Geldiğimiz duruma bakın!... ASY  projesi estek köstek uzadı… Sonunda elden gitti!...  ASY Canaydın zamanı 300.000 TL ödenmediği için gitti. Canaydın Sahip Som denen üç kağıtçıya bile 750 bin dolar kaptırdı ama 300 bin dolar ASY için ödemedi!

-ASY’e proje bedeli olarak ne ödendi?

ASY için 84 m dolara Tekfen’le anlaştık. Hatırla Ümit Özdemir’i…

Projeye 13 milyon dolar ödendi deniyor. Oysa 4.614 m dolardı kur farkıyla rakam büyüdü… 

Bu dedikodular bu aptal konuşmalar Galatasaray’ı bu hale getirdi. Önüne gelen konuşuyor.

Erkekseler önüme çıksınlar.  Gelin de karşılıklı konuşalım. Galatasaray’ın tartışmaya ihtiyacı var. Galatasaray’ın eteklerindeki taşları döküp halleşmeye, barışmaya, sarmaş dolaş olamaya ihtiyacı var…. Affedin beni ama iyi başkan kolay bulunmuyor…

DURSUN ÖZBEK MAHALLİ OLMAKTAN ÇIKMALI YABANCI ORTAK BULMALI

-Dursun Özbek Başkan ne yapmalı?

Dursun Başkan beş yıllık plan yapmalı. Kimseden korkmamalı. Kafaya gelmemeli. Çünkü o da liseli. 

1-Kurumsal disiplini şart koşmalı

2-İş tarifine uygun elemanlar bulmalı, eşitler arasında liselileri tercih etmeli.

3- İntertnational olmalı mahalliden çıkmalı

4-Sportif AŞ’ye yabancı ortak bulmalı.

Levent Nazifoğlu ile olmaz. Nerde Başkan Yalman? Nerde Nazifoğlu… İkisi de şirketin başındalar ama dünya konjonktürü ve parasal değerler açısından anlaşmaları zor.

Dursun Başkan bir an önce toparlanmalı. Dediklerimi bir düşünmeli…

SporPanel.com yazarı Osman Tanburacı'dan ses getirecek Dursun Özbek röportajı.. Dursun Başkan imzayı attı!
SporPanel.com yazarı Osman Tanburacı'dan ses getirecek Dursun Özbek röportajı..

-Riva-Florya için görüşleriniz?

Her karar gecikmesi bir maliyettir. Ne kadar erken karar verirsen ve o karar doğruysa huzura erer, dertlerden kurtulursun. Bilhassa spor kulüplerinde vaatle iş olmaz! Yapacaksın!... Florya ve Riva gecikmiş bir karar. Doğru ama gecikmiş… Riva ve Florya sıkışınca satılacak şeyler değil. Onlar ziynet eşyası… Doğru zamanda, doğru kararlarla paraya çevrilmeli. Batarken değil. Ama genel kurul onayladı. Şimdi bütün iş Dursun Başkan'a düşüyor;

-Vaatlerini değiştirmeli. Düşüncelerine işlev kazandırmalı.

-Tek başına 17 m dolar vermiş…Para gelir gelmez almalı, tefecilere borcu kapatmalıydı!...

-Gayrı menkul yatırım ortaklığı iyi de lafla olmaz!... Kontrgarantileri neler?

-Hisseleri teminat vermeli. 

-%30 hisse satsın. 1 milyar TL’yi kapsın. Kasaya fazisiz para soksun.

Şimdi bir benzetme yapacağım kimse alınmasın.

Dursun kardeşimiz iyi bir insan, başarılı bir iş adamı ama Galatasaray bütçesi Dursun’u aşmış durumda!...

Dursun Özbek Alucra’dan Galatasaray’a gelmiş. Bu bir Anadolu çocuğunun Galatasaray’a futbolcu olarak gelmesine benzer artık  o futbolcu Galatasaray’dan sonra Avrupa’ya transferi düşünmeli. Dursun Özbek de Avrupa’ya açılmalı.

-Galatasaray’ın mali durumunu nasıl görüyorsunuz?

Kasım 2016’da işletme zararı 78 m TL idi. Bu rakam faiziyle 153 m TL. oldu. Hep miktar yükseliyor,  borç da hep büyüyor. Dünyada borçsuzluk palavra!... Her kurumun borcu var. Ancak, yönetilebilir borç olmalı. Bu paralar taksimetreden mi ödeniyor, çuvaldan mı? Onu bilmek gerek?

Sahte factoring yapmasınlar. Yapay faktöring iş değil!

En doğruları ben yaptım, ama vizyonu dar olanlar beni anlamadı. 

Özhan Canaydın’ın çapı yoktu! Mahalli kaldı. Kuyumu kazdı Galatasaray’a da zarar verdi!...

Dursun Özbek daha akıllı. Ama o da dar pencereden dünyaya bakıyor.

Riva-Florya’dan aldığı 380 milyon TL’yi sermayeye koy sonra 200 milyonluk sermaye artır. Bul faizsiz parayı… Ancak; 1. nesil patronlar başarılı oluyorlar kurumsal olamıyorlar.

Dursun Özbek’in de hedefi Londra borsası olmalı.

GALATASARAY DEVAMLI AVRUPA SİRKİNDE OLACAK

-Avrupa’ya açılmak ticari mi sportif mi?

Hem ticari hem sportif.  AİG’nin 35 yıllık gayrımenkul yatırım ortaklığı vardı. Stadı da yapardık akıllı bir ortaklıkla büyürdük de…  Amerika, AIG’ye para krizinde batmaması için destek verdi.  Biz ondan kurtulmaya çalıştık. Hata üstüne hata yaptık!

Galatasaray, sportif açıdan da devamlı Avrupa sirkinde olacak. O sirk şampiyonlar Ligi. 

-Şampiyonlar Ligi diyorsunuz ama onun için para gerek. Transfer nasıl yapılmalı? Hoca kim olmalı?

-Kulüp yönetmek vizyon işidir. Transfer de belli kuralları olan bir iştir. Başkan Dursun Özbek de kardeşini değil profesyonel ünlü bir ismi Galatasaray’da göreve getirmeli, hatta mümkünse yurt dışından bir profesyonelle anlaşmalı ve futbol işini ona bırakmalıdır. Para yok demek marifet değil. Cepten para vermek de marifet değil! Marifet zor şartlarda gerekeni yapmaktır. Kriz ekonomisini yönetemeyenlerin liderliğe soyunmamaları gerekir. 

Transfere gelince; Galatasaray bir markadır. Onun yöneticisinin teklifini tercih etmeyen sporcu olacağını da tahmin etmiyorum. Bunu da UEFA Kupası almış bir başkan söylüyor. Buradan Hagi’ye de selamlarımı yolluyorum. Popescu’ya da… Taffarel’e de…  Biz para darlığı çekmedik mi? Hem de nasıl çektik… Ancak en zor yıllarda Galatasaray’ı da UEFA ve Süper Kupa şampiyonu yaptık. 

Hocaya gelince; Her hoca eline verilen kadro kadar başarılı olur. Terim elindeki çok iyi bir kadroyla başarılı oldu. Esas görev yönetimindir. Hocayı her fırsatta harcayan yönetimler başarıyı kovar.  Dursun Özbek yönetimi de ekibini iyi kurarsa Galatasaray için şampiyonluklar kolaydır.

-Yani Dursun Özbek yönetimine siz de mi istifa et yenilen diyorsunuz?

-Asla!... Galatasaray işte burada yanlış yapıyor. Her Başkan ne yapacağını bilir. Yaptırıma gerek yoktur. Galatasaray’ın bu hale düşmesi de affedilir gibi değildir.  Adnan Polat’a yapılan hatadır. Bana da yapılan hata idi. Benim de hatalarım oldu. Galatasaraylıyı başarıya alıştırdım ama sabırla başkanını desteklemesi gerektiğini  de ne yazık ki Galatasaraylılar beceremedi…

Osman Tanburacı / Sporpanel

 

 




Bu haber 14.03.2017 09:43:49 tarihinde eklenmiştir.


Okuyucu Yorumları

Haber Gezintisi

  • BeİN Sports komedisi

  • Turizmci Mehmet Kunt vefat etti

  • Başakşehir direnemedi: 3-1

  • Konyaspor üzdü: 0-2

  • Ryan Babel'in cezası belli oldu

  • Trabzon yönetimine suç duyurusu!

  • Derbide duygusal buluşma!

  • Derbinin hakemi açıklandı!

  • Lionel Messi '100' dedi!

  • Gomis derbileri seviyor

  • Derbinin mevsimsel şifresi

  • Şok istifa! 'Rıza gelir ben kaçar'

  • Özbek başarının sırrını açıkladı

  • Cenk Tosun fırtınası büyüyor!

  • Avrupa Beşiktaş'ı konuşuyor!

  • Ve Rıza Çalımbay imzayı attı!

  • Ergün Penbe'den derbi yorumu

  • Şampiyonlar Ligi'nde gecenin sonuçları

Benzer Haberler






Futbol Ligleri Puan Tablosu